Kenan Demirkol Kimdir?

Kenan Demirkol kimdir? Kenan Demirkol nerelidir, Kenan Demirkol kaç yaşında, fiziksel özellikleri nedir, saç ve göz rengi nedir, Kenan Demirkol evlimidir? eşi veya sevgilisi kimdir? boyu, kilosu ve diğer tüm merak edilenler oyuncubiyografisi.com’da..

Kenan Demirkol hayatı, Kenan Demirkol nerelidir, kaç yaşındadır gibi ünlüler hakkında merak ettiğiniz sorulara yanıtlar bulabilirsiniz. Özgeçmişler ile ilgili yorum ve düzeltmelerinizi bize iletebilirsiniz. Editör kadromuz ile birlikte Kenan Demirkol biyografisi ve tüm bilgileri derledik, kısa anlaşılabilir metin haline getirerek sizler ile paylaşıyoruz.

Kenan Demirkol


Kenan Demirkol burcu nedir:

Kenan Demirkol yaşı kaç: ??.??.1957

Kenan Demirkol ö. tarihi:

Kenan Demirkol mesleği: Doktor

Kenan Demirkol, 1957 yılında İstanbul’da doğmuştur.

1975 yılında İstanbul Erkek Lisesi’nden mezun oldu. 1981 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’nda Öğretim Görevlisi olarak çalıştı.

Türk Tabipler Birliği Tarım, Gıda ve Beslenme Komisyonu Başkanı görevi de yapan Prof.Dr.Kenan Demirkol’un İstanbul Nişantaşı’nda özel muayenehanesi vardır.

Uzmanlık alanı, beslenmeyle yakından ilgili olan sindirim sistemi organları.

Kenan Demirkol, “akıllı beslenme” uzmanı ve son bir kaç yılını “Doğru Beslenme” konusuna ayırmış, hatta bu konu ile ilgili bir vakıf kurmuş. Gençleri bilgilendirmek üzere eğitmenler yetiştirmeye başlamış, bir de bu konu ile ilgili kitap yazmış.

Prof.Dr.KENAN DEMİRKOL, “Margarini evinize asla sokmayın” diyor ve zeytinyağını tavsiye ediyor. Zetinyağı dışındaki bütün sıvı yağların göğüs, bağırsak ve prostat kanserine yakalanma riskini arttırdığını söyleyen Prof.Dr.Demirkol, zeytinyağı ile ilgili bakın neler anlatıyor ;

” İnsan vücudunun her hücresinde hücre zarı vardır. Bu hücre zarı lipo protein katmanla sarılıdır. Yani bir yağ, bir de protein. Bu hücre zarındaki yağ, ana madde olarak omega-3’tür. Tek tük omega-6 da içerir.

Bütün yağlar, yağ asitlerinin karışımıdır. Onlar da 3’e ayrılır. Doymuş yağ asitleri, tekli doymamış yağ asitleri, çoklu doymamış yağ asitleri. Çoklu doymamış yağ asitleri ikiye bölünür, onlar da omega-3 ve omega-6’dır. Bundan 40-45 yıl öncesi omega-6 kolesterolü düşürüyor diye tüm topluma söyledik. Ayçiçeği ve mısırözü yağlarını tükettirdik. Fakat sonra anladık ki bu yağlar iyi kolesterolü de, kötü kolesterolü düşürdüğü oranda düşürüyor. Bizim kolesterol açısından sağlıklı olmamızdaki unsur iyi ve kötü arasındaki dengedir. İkisini birden düşürürse, denge bozulmamış olduğundan herhangi bir iyilik elde etmiş olmuyoruz. Oran önemli. Omega-6’yı o kadar fazla alıyoruz ki, almış olduğumuz azıcık omega-3’ü de değerlendirmeden vücuttan hemen atıyoruz. Omega-3 olmayınca hücre duvarına veremiyorsunuz. Hücre duvarı da omega-3’ten oluşuyor. Vücut da asıl malzemeyi bulamadığı zaman gecekondu yapar gibi ne bulursa onla hücreyi onarıyor. Omega-3 yerine, omega-6 yağ asidi olan araşidonik asidi kullanıyor. Ama bu asit bütün stres komalarının hammaddesi. Gecekondunuzu el bombasıyla örmüş oldunuz. Dışardan biri taş atsa havaya uçacak. Omega-3’ün eksikliği insanları şeker hastalığına itiyor. Damarların sertleşmesine yol açıyor. Pıhtılaşabilirlik oranın artmasına, dolayısıyla kalp damarının veya beyin damarının pıhtıyla tıkanıp “inme” veya “enfarktüs” olmasına yol açıyor. Bir yandan omega-3 kaynaklarımız çok azaldı Toplum olarak zaten balığı çok az tüketiyoruz. Omega-6’yı çok tükettiğimiz için omega-3’ün yolunu kesiyoruz.

Omega-3’ten zengin beslenen toplumlarda depresyon çok az oranda görülüyor. Zihinsel performans artıyor. Beynimizdeki toplam yağ asidinin yarısı omega-3 olmak zorunda. Ama biz vücudumuza bunu sunamıyoruz.
Biz yeşillikten uzaklaştıkça ve hayvanımızı da yeşillikten uzaklaştırdıkça elimizde tek bir omega-3 kaynağı kaldı. O da doğal deniz balığı. Yani kültür balığı (çiftlik balığı) değil. Halbuki insanın her gün 1 gram omega-3 alması gerekiyor. Omega-6 yağ asitleri ile omega-3 yağ asitleri vücudumuzda aynı enzimlerle metabolize edilir. Biz ayçiçeği yağı, soya yağı gibi yağlarla beslenip çok omega-6 aldığımız için artık omega-3’e enzim kalmıyor. Diyelim ki hamsiyi ayçiçeği yağında kızarttık, o hamsiden artık bize fayda gelmiyor. Ayrıca ayçiçeği yağının bir olumsuzluğu daha var. Pişirme esnasında maruz kaldığı ısıdan sonra birtakım yapay yağ asitlerine dönüşüyor. Artık kesin olarak biliyoruz ki, ayçiçeği ve soya yağı kansere sebep olabiliyor. Akciğer kanseri, meme kanseri, kalın bağırsak kanseri, şeker hastalığının oluşumunu kolaylaştırıyor. Zeytinyağı ise omega-9 yağıdır. Tekli doymamış yağdır ve omega-3 ün emilimine hiçbir zararı yoktur.

Kenan Demirkol biyografisin de eksiklik veya katkı yapmak istediğiniz şeyler var ise lütfen konu altındaki yorum bölümünden bizlere iletin.

Lütfen Düşüncelerinizi Paylaşın